En
eski, en ilkel toplumlardan itibaren insanların ilgisini çeken “Evrende yalnız
mıyız?” sorusunun halen tatmin edici bir cevabı verilememiştir.
Bazı araştırmacıların iddialarına göre ilkel toplumlar Dünya dışından gelen
«akıllı» varlıklarla tanışmış, onlardan çok fazla şey öğrenmiş, hatta bazı ilkel
toplumlar, modern astronomi tarafından daha çok yeni keşfedilen bazı gerçeklere
yüzyıllardır efsanelerinde yer vermişlerdir.
Birçok ilkel toplum da diğer yıldızlarda yaşayan «Tanrılara» tapmış, yine bazı
araştırmacıların iddialarına göre bu ilkel insanlar «Tanrılarla cinsel ilişkiye
girerek» yarı insan yarı uzaylı varlıklar doğurmuşlardır.
Araştırmacıların iddiaları tümüyle kanıtlanabilir
olmaktan uzak da olsa, yukarıda saydıklarımızı iddia eden «aklı başında»
insanların tümünü paranoyak ve şizofrenik hezeyanları olan psikozlar olarak
damgalasak da, ortada hâlâ tüm haşmetiyle cevap bekleyen kocaman bir soru
vardır: “Evrende yalnız mıyız?” devamı
Dünya dışında yaşam olup olmadığını anlayabilmek için
kanaatimce her şeyden önce Kur’an’ın evren hakkında verdiği bilgiler
anlaşılmalı, bu bilgiler ışığında Dünya’nın evrendeki yeri de
gözetilerek bir
devamı
Kur’an tarafından evren hakkında verilen bilgilerden en
önemlilerinden biri evrenin yedi kat gök halinde yaratılmış
olmasıdır. Kur’an’ın 8 ayrı suresinde toplam 9 kez yer alan
«Yedi gök» tanımı, evrenin yapısı hakkındaki en önemli
bilgilerden biridir.
devamı
Evrende, Dünya yüzeyi dışında şuurlu
varlıkların bulunma olasılığını araştıran bilim dalı «Astrobiyo-loji»
olarak adlandırılır. Astrobiyologlara göre evrenin
incelenmesi Dünya’nın konumunun ve özelliklerinin devamı
Şüphesiz yaratılan her varlığın bir
yaradılış amacı vardır. Kur’an, Allah’ın tüm şuurlu
varlıkları yaratma amacını “Ben cinleri ve insanları ancak
bana kulluk etsinler diye yarattım.(Zâriyat,56)” diyerek
belirtmektedir. devamı
Cinler, şuur sahibi olmalarına rağmen,
insandan üstün değillerdir. Akıl yönünden insanla hemen
hemen aynı kapasitede oldukları sanılmaktadır devamı
İnsan, yaşadığı yer olan
dünya ve bulunduğu boyut nedeniyle hâlâ bir bedene
mahkumdur. Oysa beden, üst akıl temsilcileri için çoğu zaman
gereksiz bir ayrıntıdan başka bir şey değildir.devamı